Gölgelerin Fısıltısı - Bölüm 4
Bölüm 4: Sonsuz Karanlık
Aras, başladığı yere, her şeyin sorumlusu olan o konağın bodrum katına geri dönmüştü. Kaçacak bir yer kalmamıştı; köyün sınırları görünmez bir duvarla kapatılmıştı, ne tarafa koşsa kendini hep bu konağın bahçesinde buluyordu. Tek çaresi, mührü yeniden yapmaktı. Bodruma indiğinde, odanın ortasındaki ters çevrilmiş çömleğin artık düz durduğunu ve içinden simsiyah bir dumanın sürekli olarak yukarı doğru fışkırdığını gördü. Odanın köşelerinde, yüzlerce cin cücesi dizilmiş, birbirlerinin ellerini tutarak ritmik bir şekilde sallanıyorlardı.
Aras, çantasından çıkardığı kendi kanıyla ıslatılmış fırçayla yere mühür dairesini çizmeye başladı. Kitaplardan okuduğu kadarıyla, kapıyı kapatmanın tek yolu kendi yaşam enerjisinden bir parçayı feda etmekti. Ancak cinler onun bu çabasını izlerken sadece gülüyorlardı. Odadaki fısıltılar bir anda sustu. En büyük Marid, Aras’ın tam arkasında belirdi. Nefesi, Aras'ın ensesini yakıyordu. "Çok geç, insanoğlu," dedi fısıldayarak. "Mühür bir kez kırıldığında, bedel sadece kanla ödenmez. Ruhun artık bizim dünyamızın bir parçası."
Aras, son sembolü de yere çizip bağırarak mühür kelimesini söyledi. Yerdeki daire bir an için mavi bir alevle parladı. Cinler çığlıklar atarak çömleğin içine doğru çekilmeye başladı. Büyük Marid de dumanlar içinde feryat ederek çömleğe doğru sürüklendi. Aras başardığını sandı, yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. Ancak tam o esnada, kendi ellerine baktı. Ellerinin yavaş yavaş dumana dönüştüğünü, teninin karardığını gördü. Mühür işe yaramıştı ama cinleri çömleğe hapsederken, kendini de o odanın içine hapsetmişti.
Çömlek büyük bir gürültüyle kapandı ve kırmızı mühür kendiliğinden üzerinde yeniden belirdi. Bodrum katı tamamen sessizliğe gömüldü. Ertesi gün, Lir köyünün yakınlarından geçen köylüler, köyün içinden gelen ağlamaklı bir erkek sesi duydular. Ama kimse içeri girmeye cesaret edemedi. Aras, artık o mühürlü odanın içinde, sonsuza kadar gölgelerle fısıldaşacak yeni bir kurban olarak karanlığa gömülmüştü. Duvarlardaki gözler artık ona yabancı değildi, çünkü o gözlerden biri de artık kendisiydi.