Kadim Sessizlik - Bölüm 10

Bölüm 10: Zifiri Sessizlik

Hasan Dede'nin fedakârlığı, ormanın kalbindeki mağarayı zifiri sessizliğe bürüdü. Ağacın kökleri, Hasan Dede'yi yakaladıktan sonra gevşedi ve mağaranın duvarlarını ve zeminini saran o habis doku, yavaşça çekilmeye başladı. Meşalenin zayıf ışığı, ağacın üzerindeki yüzlerce ışığın, dehşet içinde donup kaldığını gösteriyordu. Arda'nın boş, donuk gözleri ve ağacın kökleri arasından yükselen o fısıltı, dehşet verici bir sessizlikle birleşerek, mağarada yankılandı. “Fotoğrafı... Sakla...”

Emre, mağaranın zemininde, bacağı kurtulmuş ama dehşet içinde büzüldü. Fedakârlık... Hasan Dede, sessizliği korumak için kendi sesini feda etmişti. Ve şimdi, Kargapınar Köyü, sessizliğe bürünmüştü.

Emre, Arda’nın fotoğrafını cüzdanına geri koydu. Arda’nın gülümsemesi, bu karanlıkta daha da parlak görünüyordu. “Evet,” dedi Emre, sesi mağarada yankılandı. “Ağabeyimi geri getireceğim. Ve sessizliği bozacağım.”

Emre, mağaranın derinliklerine, karanlık tünele doğru kaçmaya başladı. Tünel, zifiri karanlık ve soğuktu. Ayak sesleri, kurumuş dalları kırarak havada yankılandı. Her yankı, fısıltıyı tetikliyor, daha da şiddetlendiriyordu. “Daha... Yakın...”

Emre, tünelin sonunda, mağaranın çıkışına vardı. Mağaranın çıkışı, ormanın karanlığına ve sisin içine açıldı. Kargapınar Köyü, sessizliğe bürünmüştü. Evler karanlık, yollar boştu.

Emre, köy meydanına yürüdü. Arabası oradaydı. Arabaya bindi. Anahtarı çıkardı ve arabayı çalıştırdı. Motorun gürültüsü, sessizliği bozarak, havada yankılandı.

O an, köy meydanındaki evlerin pencerelerinden, o fısıltı yükseldi. “Duyuyor... musun...?” Fısıltı, karanlığın tam içinden, doğrudan kulağının dibinden geldi.

Emre, dehşet içinde arkasına döndü. Köy meydanındaki köylüler, bir gölgenin içinde, sanki hiç kımıldamadan oturuyordu. Hepsi sessiz, donuk gözlerle ona bakıyordu. Gözlerinde korku, hatta bir tür iğrenme belirdi. Arda’nın kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı.

Emre, arabayı hızla sürerek köyden kaçmaya başladı. Orman yolu, karanlığın ve sisin içinden, modern dünyanın ışığına doğru uzanıyordu. Emre, köy sınırını geçtiğinde, sessizlik, aniden durdu. Kuş sesleri, böcek vızıltısı, motorun gürültüsü... Medeniyetin sesleri, Emre’yi kucakladı.

Medeniyetin ışığına, modern dünyanın seslerine geri dönmüştü. Ama Arda'nın kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı. Arda’nın kayıp sesi, o fısıltıyla birleşerek, zihninin derinliklerinde yankılandı. “Fotoğrafı... Sakla...”