Sessizliğin Yankısı - Bölüm 2

2. Bölüm: Yansımaların Fısıltısı

Elias nefesini tuttu. Kalp atışları, odanın içindeki o ağır sessizliği yırtan tek şeydi. Arkasını dönmeye cesaret edemiyordu. Kapı eşiğindeki o gölgenin, rüzgarın bir oyunu ya da yorgun zihninin bir illüzyonu olmasını diledi. Yavaşça başını çevirdiğinde orada kimsenin olmadığını gördü; sadece kapı hafifçe aralanmıştı. Koridordaki hava, dışarıdaki karlı havadan bile daha soğuktu. Ve o gramofon, artık çalmıyordu.

Ertesi sabah, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kütüphanenin ana salonuna indi. Gramofon hala oradaydı, iğnesi kırık plağın üzerinde sessizce duruyordu. Elias, binayı daha derinlemesine incelemeye karar verdi. image_0.png'deki bodrum merdivenlerinin önündeki halının altında olduğu gibi, kütüphanenin eski planlarında da işaretlenmiş gizli bir oda vardı. Odayı bulduğunda, içeride kitaplar değil, tavandan tabana duvara gömülü, çerçevesiz, antik bir ayna duruyordu.

Duvarların içinden gelen tırmalama sesleri yoğunlaşmaya başladı. Elias fare olduklarını umuyordu ama sesler sanki birisi tırnaklarıyla betonun arkasından ona ulaşmaya çalışıyormuş kadar güçlüydü. image_0.png'deki eriyen portreler gibi, kütüphanedeki eski gravürlerin yüzleri de yavaş yavaş eriyor, yerlerini karanlık boşluklara bırakıyordu. Aynaya her baktığında, kendi yansımasının arkasında duran o uzun, çarpık gölgenin görüntüsünün daha netleştiğini fark etti. "Sen çağırmadın," diye fısıldadı bir ses kulağının tam dibinde, "Ama kapıyı açan sensin." Ve ayna, o sese karşılık olarak çatlamaya başladı.