Bulut Fabrikası’nın Kayıp Anahtarı - Bölüm 2

Bölüm 2: Fısıldayan Rüzgarlar ve Dev Labirent

Uçan Adalar'a vardıklarında, Cıvıl ve Pırpır kendilerini devasa, mor yapraklı ağaçların olduğu bir ormanda buldular. Burası Fısıldayan Rüzgarlar Vadisi’ydi. Burada rüzgar sadece esmekle kalmaz, aynı zamanda bilmeceler sorardı. Gökkuşağı Anahtarı’nın izini sürebilmek için bu vadiyi geçmeleri gerekiyordu. Ancak vadi, içine girenin yolunu kaybettiği dev bir hava labirentiyle kaplıydı.

"Buradan nasıl geçeceğiz?" diye sordu Cıvıl, sensörlerini etrafta gezdirerek. Tam o sırada karşılarına yaşlı ve bilge bir uçurtma çıktı. Uçurtmanın kuyruğu o kadar uzundu ki, adanın bir ucundan diğer ucuna ulaşıyordu. Bilge Uçurtma, "Anahtarı arayan küçük dostlar," dedi sesi bir flüt gibi tınlayarak. "Labirenti geçmek için gözlerinize değil, kalbinizin neşesine güvenmelisiniz. Gölge Lordu’nun yaptığı bu labirent, sadece mutsuz olanları hapseder."

Cıvıl ve Pırpır el ele tutuştular (yani Cıvıl, Pırpır'ın sapını sıkıca kavradı). Birlikte en mutlu anılarını düşünmeye başladılar. Cıvıl, ilk kez bir buluta şekil verdiği günü düşündü; Pırpır ise bahar rüzgarıyla yaptığı ilk dansı. Birden labirentin gri duvarları şeffaflaşmaya ve parlamaya başladı. Yol önlerinde bir nehir gibi açıldı. Ancak tam çıkışa yaklaştıklarında, karşılarına Gölge Lordu’nun gönderdiği küçük gölge kuşları çıktı.

Gölge kuşları etraflarında dönerek onlara hüzünlü şarkılar fısıldıyorlardı. Cıvıl, hemen yanına aldığı yıldız tozu kavanozunu açtı. Bir avuç tozu havaya savurduğunda, karanlık kuşlar ışıktan korkarak dağıldılar. Labirentin sonundaki altın kapı açıldı. Bilge Uçurtma arkalarından seslendi: "Cesaretiniz, en parlak ışığınızdır!" İki dost, labirenti geride bırakırken bir sonraki durakları olan Gümüş Göl’e doğru yola koyuldular.