Bulut Fabrikası’nın Kayıp Anahtarı - Bölüm 3

Bölüm 3: Gümüş Göl’ün Muhafızı

Gümüş Göl, suyu ayna kadar parlak ve pürüzsüz olan devasa bir gökyüzü havuzuydu. Denilene göre, Gökkuşağı Anahtarı’nı çalan kişi buradan geçmek zorundaydı çünkü burası gökyüzünün kalbine giden tek yoldu. Cıvıl ve Pırpır gölün kıyısına ulaştıklarında, suyun içinden devasa ama sevimli bir su ejderhası yükseldi. Ejderhanın pulları elmas gibi parlıyordu.

"Durun!" dedi Ejderha. "Ben bu gölün koruyucusuyum. Buradan sadece gerçek amacı olanlar geçebilir. Söyleyin bakalım, o parıltılı anahtarı neden istiyorsunuz? Onu kendi gücünüz için mi, yoksa başkaları için mi arıyorsunuz?" Cıvıl ileri çıktı, metal ayakları tıkırdıyordu. "Efendim," dedi nazikçe. "Dünya griye dönüyor. Çocuklar artık gökyüzüne bakıp hayal kuramıyorlar. Biz o anahtarı, renkleri ve gülümsemeleri geri getirmek için arıyoruz."

Ejderha gülümsedi ve kuyruğunu suya vurdu. Su yüzeyinde bir görüntü belirdi. Gölge Lordu Karanlık, kalenin en yüksek kulesinde anahtarı bir kavanoza hapsetmiş, tüm renkleri emiyordu. "Gördüğünüz gibi vaktiniz az," dedi Ejderha. "Size yardım edeceğim ama bir şartım var. Bana daha önce hiç duymadığım bir ses vermelisiniz." Cıvıl düşündü. Makinelerin sesini biliyordu, rüzgarın sesini biliyordu... Sonra aklına bir fikir geldi.

Cıvıl, içindeki hoparlörü açtı ve bir çocuğun kahkaha sesini taklit etti. Bu, fabrikanın yanındaki kasabadan duyduğu en saf sesti. Ejderha bu sesi duyunca o kadar mutlu oldu ki, gözlerinden sevinç gözyaşları döküldü. "Bu dünyadaki en güzel ses," dedi. Ejderha, nefesiyle sudan bir köprü oluşturdu. Cıvıl ve Pırpır bu parlayan köprüden geçerek Gölge Kalesi’nin kapılarına dayandılar. Artık yüzleşme vakti gelmişti.