Gölge Misafir - Bölüm 3

3. Bölüm: Son Perde: Sessizliğin Sahibi

Evin içindeki ışık, sanki görünmez bir güç tarafından emiliyormuş gibi solmaya başladı. Alp, elindeki fenerin pillerinin hızla tükendiğini fark ettiğinde dehşete kapıldı. Kaçacak bir yer yoktu. Üst kata, en sondaki odaya doğru koştu; büyük amcasının asla girilmemesi gerektiğini tembihlediği odaya. Kapıyı omuzlayarak açtığında içeride hiçbir mobilya olmadığını, sadece yerlerde yüzlerce aynanın birbirine bakacak şekilde dizildiğini gördü.

Aynaların her birinde kendi yansıması vardı ama her yansıma birbirinden farklı bir dehşeti yaşıyordu. Birinde Alp’in gözleri yoktu, diğerinde ağzı dikilmişti, bir başkasında ise arkasında o uzun, çarpık gölge duruyordu. Alp gerçek aynaya, yani tam karşısındakine baktığında gölgenin artık bir silüet olmadığını gördü. O, büyük amcasıydı; ya da bir zamanlar o olan şey. Derisi parşömen gibi kurumuş, göz çukurları sonsuz bir karanlığa bürünmüştü.

"Ev sahibi değişmeli," dedi yaratık. Alp, kendi ellerinin de yavaş yavaş şeffaflaşmaya ve aynadaki o korkunç suretlere benzemeye başladığını fark etti. Vücudu ağırlaşıyor, ayakları sanki zemine kök salıyordu. O uzun gölge Alp’in üzerine eğildi ve buz gibi parmaklarını onun boğazına doladı. Alp çığlık atmaya çalıştı ama sesi çıkmıyordu. Son gördüğü şey, gramofonun iğnesinin tekrar plağın üzerine inmesi ve iğnenin artık kendi derisinin üzerinde gezinmeye başlamasıydı. Ertesi gün, dağ evinin önünden geçen köylüler, içeriden gelen hüzünlü bir vals sesi duydular. Ev yine boş görünüyordu ama artık salondaki gramofonun başında, sonsuza dek orada duracak yeni bir gölge vardı.