Gölgelerin Fısıltısı - Bölüm 2
Bölüm 2: Duvarlardaki Gözler
Köyün tek sağlam kalan muhtar evine sığınan Aras, sabaha kadar gözünü kırpmadı. Gaz lambasının titrek ışığında, elindeki notları incelemeye çalışıyordu ama odaklanamıyordu. Evin ahşap tavanından sürekli olarak tıkırtılar, yürüyüş sesleri geliyordu. Sanki birileri, ya da bir şeyler, çatıda ters bir şekilde yürüyordu. Aras başını yukarı kaldırdığında, tavandaki tahta kurularının ve çatlakların yavaşça hareket ederek insan yüzü şeklini aldığını dehşetle gördü. Yüzler ona bakıyor, ağızları hayali bir çığlıkla açılıp kapanıyordu.
"Onları uyandırdın," diye bir ses duyuldu karanlık köşeden. Aras yerinden fırladı, elindeki lambayı sesin geldiği yöne tuttu. Bu, köyün delisi olarak bilinen ve köyü asla terk etmeyen yaşlı kör Kenan’dı. Kenan’ın gözleri tamamen beyazlamıştı ama sanki Aras’ı görebiliyormuş gibi doğrudan onun gözlerinin içine bakıyordu. "Onlar, bu toprağın ilk sahipleri. Mührü kırdın. Marid kabilesinin intikamını serbest bıraktın. Şimdi senin kanınla beslenecekler, ta ki bu köydeki son nefes tükenene kadar."
Kenan konuşurken, odadaki gölgeler canlanmaya başladı. Duvara vuran Aras'ın kendi gölgesi, ondan bağımsız bir şekilde hareket ederek boynunu tutmaya çalışıyordu. Aras geri çekildikçe, gölge daha da uzadı. O sırada pencerelerin dışından tırnak kazıma sesleri gelmeye başladı. Onlarca el, pencerelerin camlarını aşağıdan yukarıya doğru çiziyordu. Camların arkasında, insan suretinde ama yüzleri kapkara, ağızları kulaklarına kadar yırtılmış yaratıkların siluetleri belirdi. Gözleri yoktu, sadece kapkara boşluklardan sızan sarı bir sıvı vardı.
Yaşlı Kenan birden histerik bir kahkaha atmaya başladı. "Onlar seni istiyor, Aras! Kokunu aldılar bir kere. Kemiklerini eritmeden durmayacaklar!" Kenan’ın vücudu aniden havaya doğru yükselmeye başladı, görünmez bir güç onu tavana doğru çekiyordu. Yaşlı adamın kemiklerinin kırılma sesleri odada yankılandı. Vücudu garip bir açıyla büküldü ve tavandaki karanlığın içine çekilerek gözden kayboldu. Odada sadece Kenan’ın dökülen kanlarının yere damlama sesi kaldı: tıp, tıp, tıp... Aras, akıl sağlığının sınırlarında, evden dışarı fırladı.