Kadim Sessizlik - Bölüm 4
Bölüm 4: Kayıp Sesler
Hasan Dede’nin sözleri, mağaranın nemli duvarlarında yankılandı. Emre, duyduklarına inanamıyordu. Bir kadim sessizlik varlığı, sesle beslenen bir şey... Kargapınar Köyü, bir anlaşma içinde, sessiz bir korkuyla yaşıyordu. Ve ağabeyi, o gece, bu anlaşmayı bozmuştu.
“Anlaşma nedir?” diye sordu Emre, sesi titreyerek.
“Her on yılda bir,” dedi Hasan Dede, “bir can. Sessizlik, bir can ister. Sessizliğinyasasını bozmadan, sessizce verilmiş bir can. Ama bazen... bazen sessizlik bozulur. İnsanlar korkar. Çığlık atar. Ve o, daha fazlasını ister. O gecede olduğu gibi.”
Emre, o geceyi hatırladı. Ağabeyi ile evde yalnızlardı. Gış sesi, sis, fısıltılar... Ve o an, Arda, karanlığın içinden yükselen o çığlığı duymuştu. Arda, çığlığın peşinden koşmuş, Emre’yi evde bırakmıştı.
“O gece,” dedi Hasan Dede, “Kargapınar Köyü, sessizliği korumak için bir can vermek üzereydi. Ama o çocuk... o, sessizliğinyasını bozdu. Ormana kaçtı. Ve sessizlik, onu aldı.”
“Ve şimdi?” dedi Emre.
“Şimdi, senin sesin onu uyandırdı,” dedi Hasan Dede. “Ve o, daha fazlasını istiyor. Kargapınar Köyü’nün tamamını.”
Mağaranın içindeki köylüler, huzursuzca kımıldadı. Hepsi sessizdi ama gözlerindeki korku netti. Emre, onların ona karşı nefret ve korkuyla baktıklarını hissetti. O, onların sessizliğini bozmuştu.
“Onu geri göndermenin bir yolu yok mu?” diye sordu Emre.
“Var,” dedi Hasan Dede, sesi fısıltıya dönüştü. “Onu geri göndermek için, sesini geri almalıyız. Ağabeyinin kayıp sesini. Ve senin sesini.”
Hasan Dede, mağaranın derinliklerine, karanlık bir tünele doğru işaret etti. “O tünel, ormanın kalbine, Kadim Sessizlik’in uyuduğu yere götürür. Oraya girmeli ve ağabeyinin kayıp sesini bulmalısın. Ve kendi sesini korumalısın.”
Emre, karanlık tünele baktı. Tünel, zifiri karanlık ve soğuktu. Havadaki nem ve çürümüş kokusu yoğunlaşıyordu.
“Oraya girecek misin?” dedi Hasan Dede.
Emre, ağabeyinin fotoğrafını cüzdanından çıkardı. Arda’nın gülümsemesi, bu karanlıkta daha da parlak görünüyordu. “Evet,” dedi Emre, sesi kararlıydı. “Ağabeyimi geri getireceğim. Ve sessizliği bozacağım.”
Hasan Dede, Emre’ye bir meşale ve küçük bir çan verdi. “O çanı sadece acil durumlarda kullan,” dedi. “Sessizlik, sesle beslenir, ama çan, onu şaşırtır. Ama çanı bir kez çalarsan, senin sesini tamamen alır.”
Emre, meşaleyi ve çanı aldı. Karanlık tünele adım attı. Tünel, zifiri karanlık ve soğuktu. Ayak sesleri, kurumuş dalları kırarak havada yankılandı. Her yankı, o fısıltıyı tetikliyor, daha da şiddetlendiriyordu. “Daha... Yakın...” Tünelin derinliklerinden yükselen o fısıltı, Emre’yi içine çekiyordu. Ağabeyinin kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı.