Kadim Sessizlik - Bölüm 8
Bölüm 8: Kapı Açılıyor
On sekiz yıl öncesinin mağarasında, genç Emre, ağabeyi Arda'yı, o kadim, habis ağacın kökleri arasında hapiste, o sessiz kurbanların ışıklarıyla sarılmış bir halde gördü. Arda'nın boş, donuk gözleri ve ağacın kökleri arasından yükselen o habis fısıltı, genç Emre'nin dehşetini derinleştirdi. “Fotoğrafı... Sakla...”
O an, mağaranın girişi, Hasan Dede ve köylülerin feryatlarıyla, çığlıklarıyla açıldı. Sessizlik bozulmuştu. Kargapınar Köyü, sesle beslenen varlığın istilasına uğramıştı.
Genç Emre, Arda’ya doğru hamle yaptı ama ağacın kökleri, ona doğru hamle yaptı. Genç Emre, geri çekildi ama bir kök, kolunu yakaladı. Mağaranın içindeki sessizlik bozuldu. Çığlıklar, feryatlar, fısıltılar birleşerek bir feryat korosuna dönüştü.
“Duyuyor... musun...?” Fısıltı, karanlığın tam içinden, doğrudan kulağının dibinden geldi.
Emre, zamanın kırılmasıyla, on sekiz yıl öncesine geri dönmüştü. Ağabeyinin kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı.
Birdenbire, mağaranın içindeki sis,pus dağıldı. Genç Emre, tekrar on sekiz yıl sonrasına, ormanın kalbindeki o kadim ağacın önünde duran, yetişkin Emre’ye dönüştü. Meşalenin zayıf ışığı, ağacın üzerindeki yüzlerce ışığın, dehşet içinde ona baktığını gösteriyordu.
Ağacın gövdesi kımıldadı. Kadim Sessizlik, sesle uyandı. Ağacın kökleri, mağaranın girişini yönüne doğru şiddetlendi. Kargapınar Köyü, sesle beslenen varlığın istilasına uğramıştı.
Emre, mağaranın derinliklerine, karanlık tünele doğru kaçmaya başladı. Tünel, zifiri karanlık ve soğuktu. Ayak sesleri, kurumuş dalları kırarak havada yankılandı. Her yankı, fısıltıyı tetikliyor, daha da şiddetlendiriyordu. “Daha... Yakın...”
Tünelin derinliklerinden, bir çığlık yükseldi. Hasan Dede’nin çığlığı.
Emre, tünelde koştururken, ağaçların arkasından, karanlığın içinden yükselen o fısıltıyı duydu. “Fotoğrafı... Sakla...”
Emre, tünelin sonunda, mağaranın çıkışına vardı. Mağaranın çıkışı, kayayla kapatılmıştı ama kayaların arkasından yükselen feryatlar, Kargapınar Köyü’nün feryatlarıydı.
“Sessizliği bozdular!” diye bağırdı o fısıltı, bu sefer daha net, daha öfkeli. “Köy... bozuldu... Ses... Ses... Ses...”
Mağaranın çıkışı, kayaların kırılmasıyla açıldı. Hasan Dede ve köylüler, mağaranın çıkışına, ormanın karanlığına doğru kaçmaya başladılar. Kargapınar Köyü, sesle beslenen varlığın istilasına uğramıştı. Ve Emre, bu istilânın tam merkezinde, sessizliğin kalbinde hapisti. Ağabeyinin kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı.