Kadim Sessizlik - Bölüm 7

Bölüm 7: Zamanın Kırılması

Kargapınar Köyü'nün feryatları, ormanın kalbindeki mağarada yankılandı. Ağacın kökleri, mağaranın girişine doğru şiddetlenerek, köylülerin tünelin karanlığına sığınmalarına rağmen, ormanı ve köyü ele geçirmeye devam etti. Emre, bu istilânın tam merkezinde, sessizliğin kalbinde hapisti. Meşalenin zayıf ışığı, ağacın üzerindeki yüzlerce ışığın, o sessiz kurbanların yüzlerinin, dehşet içinde kımıldadığını gösteriyordu.

O an, mağaranın içindeki hava aniden değişti. Nem ve çürümüş kokusu yoğunlaştı ama bu sefer, havadaki nem, bir tür sis, bir pus halinde yoğunlaşıyordu. Sis, mağaranın içindeki ışığı yuttu. Emre, zifiri karanlık içinde kaldı.

Sis, yavaşça dağıldığında, Emre, mağaranın içindeki manzaranın değiştiğini gördü. Artık ormanın kalbindeki o kadim ağacın önünde değildi. O, on sekiz yıl öncesine, o kabus dolu gecenin orman patikasına geri dönmüştü.

Ağaçlar daha genç ve sık değildi. Sisin içinden, ağabeyi Arda’nın çığlığı yükseldi.

“Arda!” diye bağırdı genç Emre, sesi ormanda yankılandı.

Genç Emre, çığlığın peşinden koştu. Arda’nın kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in uyuduğu yere doğru yürüyordu.

Orman patikası, o geceden kalma anıların, korkuların, fısıltıların bir labirentine dönüştü. Genç Emre, ormanda koştururken, ağaçların arkasından, karanlığın içinden yükselen o fısıltıyı duydu. “Fotoğrafı... Sakla...”

Genç Emre, sonunda ormanın kalbindeki mağaranın girişine vardı. Mağaranın girişi, kayayla kapatılmıştı ama kayaların arkasından yükselen feryatlar, Kargapınar Köyü’nün feryatlarıydı.

“Sessizliği bozdular!” diye bağırdı o fısıltı, bu sefer daha net, daha öfkeli. “Köy... bozuldu... Ses... Ses... Ses...”

Genç Emre, mağaranın girişine doğru hamle yaptı. Mağaranın girişi, kayaların kırılmasıyla açıldı. Hasan Dede ve köylüler, mağaraya daldılar. Hepsi feryat ediyor, çığlık atıyor, korkuyla bağırıyordu.

Genç Emre, mağaranın içine girdi. Mağaranın ortasındaki o yaşlı, kadim ağacın önünde, ağabeyi Arda’yı gördü. Arda, ağacın kökleri tarafından sarılmıştı, üzerindeki yüzlerce ışık, sessiz kurbanların yüzleri, dehşet içinde ona bakıyordu.

“Arda!” diye bağırdı genç Emre.

Arda, genç Emre’ye baktı. Gözleri boş, donuktu. “Ses... İstiyoruz...” Arda’nın kayıp sesi, ağacın kökleri arasından yükselen o fısıltıyla birleşerek, mağarada yankılandı. “Fotoğrafı... Sakla...”

Emre, zamanın kırılmasıyla, on sekiz yıl öncesine geri dönmüştü. Ağabeyinin kayıp sesini bulmak için, Kadim Sessizlik’in kalbine doğru yürüyordu. Ve en büyük düşmanı, kendi sesi olacaktı.