Kara Işığın Çağrısı - Bölüm 3
Bölüm 3: Kapanan Göz
Aşağıdan, dairesel merdivenlerden yükselen sırılsıklam ayak sesleri, sümüksü bir şeyin taşlara sürtünmesiyle birleşerek aydınlatma odasına doğru yaklaşıyordu. Tarık çaresizlik içinde elindeki ağır İngiliz anahtarını havaya kaldırıp, dönen devasa Fresnel merceğine var gücüyle indirdi. Amacı camı tuzla buz edip bu lanetli çağrıyı sona erdirmekti. Ancak çeliğin cama çarptığı an, camın kırılma sesi yerine etin ve kemiğin ezilmesine benzer, mide bulandırıcı bir "tok" sesi yankılandı. Mercek camdan değil, katılaşmış, saydam ve nabız gibi atan organik bir dokudan yapılmıştı. Anahtar geri sekip Tarık'ın elinden fırladı. Işık kapanmıyordu; tam tersine, sarı rengi yavaş yavaş hastalıklı, çürük bir yeşile dönmeye başladı.
Merdiven boşluğunun kapısı şiddetle açıldı. İçeriye doluşan şeylerin insani hiçbir yanı kalmamıştı. Deniz suyuyla şişmiş, uzuvları tuhaf açılarla bükülmüş, göz çukurlarında sadece karanlık deniz kurtlarının kaynaştığı varlıklar odayı doldurdu. Ancak Tarık'a saldırmadılar. Odanın ortasında dönen devasa merceğin etrafında dairesel bir şekilde dizildiler ve çürük ellerini ışığa doğru uzattılar. Odanın içindeki oksijen aniden çekildi, hava ciğerleri donduracak kadar soğudu. Tarık köşeye sinmiş, sonunun geldiğini düşünerek gözlerini sıkıca kapatmıştı. Fakat sonra, varlıkların ona bakmadığını fark etti. Hepsi, Tarık'ın duvardaki o gecikmeli, hastalıklı gölgesine bakıyordu.
Gölge, duvardan tamamen ayrılarak üç boyutlu, zifiri karanlıktan oluşan bir silüete dönüştü. Tarık'ın kendi gölgesi, boğulmuşların korosu eşliğinde ona doğru yürümeye başladı. Silüet elini uzatıp Tarık'ın göğsüne dokunduğu an, Tarık fiziksel bir acı hissetmedi; bunun yerine varlığının, anılarının ve bilincinin tıpkı suya damlayan bir mürekkep gibi dağılıp o gölgeye emildiğini hissetti. Çığlık atamadı. Gözleri yavaşça karardı ve bedeni tuzlu bir su birikintisi bırakarak yere yığıldı. Yeni bekçi artık bedensiz bir karanlıktı. Yeşil ışık son bir kez parlayıp tamamen siyaha döndü. Kara fener, denizin dibindeki efendilerine yeni kurbanını sunmuştu ve şimdi, bir sonraki bekçiyi çağırmak için sonsuz karanlığını ufka doğru yansıtmaya devam ediyordu.