Kayıp Bahar Ekspresi - Bölüm 1
Bölüm 1: Karlar Altındaki Sır
Sonsuz Kış kasabası, adının hakkını veren, gökyüzünün her daim gri bulutlarla kaplı olduğu, rüzgarın sokak aralarında ıslık çalarak estiği soğuk bir yerdi. Bu kasabada yaşayan on yaşındaki Elif, diğer çocukların aksine soğuktan hiç şikayet etmezdi. Kalın yün beresini kafasına geçirir, kırmızı kaşkolunu boynuna dolar ve her sabah kasabanın dışındaki tepelerde keşfe çıkardı. Hayal gücü öylesine genişti ki, kar tepelerinin altında uyuyan devasa krallıklar, buzdan yapılmış gizli şatolar olduğuna inanırdı. Ancak bir çarşamba sabahı, hayal gücünün bile ötesinde bir şeyle karşılaşacağından tamamen habersizdi.
Rüzgarın yönünü değiştirerek estiği o sabah, Elif kasabanın en yüksek tepesi olan Beyaz Zirve'ye tırmanmıştı. Karların arasında parlayan, tuhaf ve metalik bir şey gözüne ilişti. Yaklaştığında bunun altın rengi pirinçten yapılmış, üzeri karmaşık desenlerle süslü eski bir baca olduğunu fark etti. Merakına yenik düşen Elif, ellerindeki kalın eldivenlerle karları kazmaya başladı. Kazdıkça metalin devamı ortaya çıkıyor, devasa bir perçinli yüzey gün yüzüne çıkıyordu. Yaklaşık iki saatlik uğraşın ardından, karların altına gömülmüş muazzam bir trenin ön vagonunu tamamen açığa çıkardı. Trenin üzerinde, paslanmış ama hala okunabilen harflerle "Mevsim Ekspresi" yazıyordu.
Elif, trenin ağır demir kapısını zorlayarak açtı ve içeri adım attı. İçerisi dışarıdan çok daha büyük görünüyordu; vişne çürüğü renginde kadife koltuklar, pirinçten yapılmış göstergeler, sarkaçlı saatler ve tavanda asılı duran gaz lambalarıyla doluydu. Havada eski kitapların ve tarçının o tanıdık, huzur veren kokusu vardı. Tam o sırada, kondüktör şapkasını takmış, tek gözünde altın bir monokl bulunan devasa bir Puhu kuşu, ahşap bir dolabın içinden çıkarak kanatlarını çırptı. "Sonunda!" dedi Puhu kuşu, insan diliyle ve oldukça kibar bir ses tonuyla. "Yüz yıllık kış uykumuz nihayet sona erdi. Hoş geldin küçük yolcu, ben Kondüktör Puhu."
Elif şaşkınlıktan kocaman açılmış gözleriyle kuşa bakarken, trenin ocağından turuncu ve kırmızı renklerde parlayan küçük bir ateş topu fırladı. Ateş topunun gözleri ve kocaman bir gülümsemesi vardı. "Bu da Kıvılcım," diye tanıttı Puhu. "Trenimizin enerji kaynağı ve kalbi. Ancak uzun süredir uyuduğumuz için enerjisi çok zayıf." Elif kekeleyerek, "Siz kimsiniz? Bu tren burada ne arıyor?" diye sordu. Puhu derin bir iç çekti. "Bizler dünyaya baharı, yazı ve sonbaharı getiren elçileriz. Ancak yıllar önce, kalbi soğukla beslenen Buzul Devi, Bahar Tohumu'nu çaldı ve bizi bu karlara gömdü. O günden beri kasabanız baharı hiç görmedi. Eğer bize yardım edersen, treni yeniden çalıştırıp mevsimlerin dengesini kurabiliriz." Elif, kasabasında açan çiçekleri görmeyi her şeyden çok istiyordu. Kararlılıkla başını salladı. Macera treni, karların altından uyanmak üzereydi.