Sivaslı Eşeğin İntikamı - Bölüm 5

Bölüm 5: Rüstem'in Dönüşü ve Yeni Dünya Düzeni

Akşam ezanı okunurken Rüstem Ağa, yorgun argın yokuştan aşağı göründü. Elinde kalan son yarım pidesini kemiriyor, bir yandan da "Bizim eşşek n'aptı acaba ağacın altında" diye mırıldanıyordu. Avlu kapısından içeri adımını attığı an, elindeki pide yere düştü.

Önce çamaşır ipine baktı; kasketi yoktu. Gözü bahçeye ilişti; dev karpuzların üzerinde garip, toynak şeklinde çöküntüler vardı. Bakışlarını avlunun ortasına çevirdiğinde ise şokun etkisiyle dizlerinin bağı çözüldü. Biricik kırmızı traktörü, çamurdan yapılmış bir modern sanat eserine dönmüş, sanki uzaylılar tarafından işaretlenmişti. Titreyen elleriyle traktöre yaklaştı, ne olduğunu anlamak için kontağı çevirdi. Kontak döner dönmez traktörün kolonlarından kulakları sağır eden bir sesle Beethoven'ın 9. Senfonisi "Ode to Joy" çalmaya başladı. Rüstem panikle anahtarı geri çevirirken gözleri meşe ağacının altındaki Gaddar’a kilitlendi.

Gaddar, boynunda kopuk urganın ucu ağzında, dünyanın en masum, en "ben hiçbir şey bilmiyorum" bakışıyla Rüstem’e bakıyordu. Ama Rüstem, o gözlerin ardındaki sinsi zekayı, o zafer pırıltısını gördü. Gaddar, ağzındaki urganı "püf" diye yere tükürdü, kafasını dikleştirdi ve havaya doğru öyle bir anırdı ki, ses bütün Erdoğan köyünde yankılandı. Bu sıradan bir anırma değildi; bu, "Benimle bir daha dalga geçme fani insan!" diyen bir manifestoydu. Rüstem Ağa yutkundu, traktörünün çamurlu kaportasına yaslandı ve teslimiyet bayrağını çekti: "Tamam lan, yarın sana çifte kavrulmuş fıstık alacağım..." Gaddar başını salladı. O günden sonra Erdoğan köyünde hiçbir eşek, ağaca gereğinden fazla bağlanmadı ve kasketler hep kapalı dolaplarda saklandı.