Zaman Bürosu’nun Olağanüstü Mesai Kazası - Bölüm 1
Bölüm 1: Espresso, Kuantum ve Bir Adet İmparator
Hayri, devlet memurluğunun verdiği o eşsiz huzurla kahve makinesinin düğmesine bastı. Ancak bilmediği küçük bir detay vardı: Stajyer Görkem, sabah temizliği yaparken uranyum katkılı zaman yakıtı şişesini normal süt kutusunun yanına bırakmıştı. Hayri’nin kupasına damlayan şey kafein değil, saf kronolojik kaosun ta kendisiydi. İlk yudumu almasıyla birlikte ofisin tavanı çatladı ve içeriye, üzerinde sadece bir havlu olan, elinde ise taze sıkılmış portakal suyu tutan Roma İmparatoru Jül Sezar düştü. Sezar, etrafına bakınıp "Brutus, buranın kliması neden bu kadar yüksek?" diye sordu.
Hayri gözlerini kırpıştırdı. Karşısında duran şey bir halüsinasyon olamayacak kadar gerçekti ve buram buram lavanta kokuyordu. Tam o sırada masasının üzerinde duran, Hakiki Deri kaplama evrak çantası Barnaby fermuarını hafifçe aralayarak konuşmaya başladı: "Sana o kahveyi içme demiştim Hayri. Bak, şimdi adamın teki milattan önce kırk dörtten gelip halımıza bastı. Üstelik sigortasız!" Hayri panikle çantasını susturmaya çalışırken, ofisin faks makinesinden tarih öncesi çağlara ait bir velociraptor kafasını uzattı ve sekreter hanımın masasındaki kurabiyelerden birini kaptı.
Durumun ciddiyeti (ya da ciddiyetsizliği) kısa sürede anlaşıldı. Zaman çizgisi, Hayri’nin köpüklü espressosu yüzünden bir blenderdan geçirilmiş gibiydi. Pencerelerden dışarı baktıklarında, İstanbul trafiğinde uçan halılarla ilerlemeye çalışan Tofaş Şahinler ve gökyüzünde süzülen zeplinlere tutunmuş pterodaktiller görülebiliyordu. Sezar ise çoktan durumu kanıksamış, Hayri’nin bilgisayarından kendine bir sosyal medya hesabı açmaya çalışıyordu. Hayri, Barnaby’yi kolunun altına alıp "Bu işi düzeltmeliyiz," dedi. "Yoksa müdür bey geldiğinde bu dinozorun kakasını kimin temizleyeceğini açıklayamam."