Zihnin Karanlık Geometrisi - Bölüm 5

Bölüm 5: Aynadaki Yabancı

Gerçeklik yırtığından içeri daldığımda, bir anda bütün o sağır edici gürültü, kan dondurucu kozmik soğuk ve zihnimi parçalayan grotesk manzaralar bir bıçak gibi kesildi. Ciğerlerime dolan ilk hava, evimin o tanıdık, hafif tozlu, olağan havasıydı. Kendi salonumun eski halısının üzerine, ter ve kan içinde, büyük bir şiddetle düştüm. Nefes nefeseydim, ciğerlerim yanıyordu. Kalbim göğüs kafesimi kırıp yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu ama her şeye rağmen kurtulmuştum. Ellerime, kollarıma baktım; titriyorlardı ama hepsi yerindeydi, şeffaflaşmıyor ya da şekil değiştirmiyorlardı. Çevremdeki eşyalar – eski kitaplığım, kapalı televizyon, yıpranmış koltuk – son derece normal, sabit ve sıradandı. Uzay-zaman bükülmüyor, duvarlar nefes almıyor, eşyalar etrafa eriyerek akmıyordu. O cehennemden, zihinleri hasat eden o fraktal boyuttan kaçmayı mucizevi bir şekilde başarmıştım.

Ayağa kalkmaya çalışırken bacaklarımın beni taşımakta zorlandığını, dizlerimin titrediğini hissettim. Tutunarak yavaş adımlarla banyoya doğru yürüdüm. Sadece yüzüme soğuk bir su çarpmak, aynada kendimi görüp gerçekten insan olduğuma, gerçekten 'ben' olarak kaldığıma ikna olmak istiyordum. Musluğu açtım, buz gibi suyu avuçlarıma doldurup defalarca yüzüme çarptım. Su damlaları çenenden süzülürken derin, titrek bir nefes aldım ve cesaretimi toplayıp başımı kaldırarak aynaya baktım. Yüzüm, bildiğim aynı yüzümdü. Gözlerim yorgun, saçlarım darmadağınıktı. Yaşadığım onca şeye rağmen hayatta kalmanın verdiği rahatlamayla karışık zayıf bir gülümseme belirdi dudaklarımda.

Ancak o anda, cehennemde bile hissetmediğim bir dehşetle kanımın damarlarımda tamamen donduğunu hissettim. Aynadaki yansımam benimle birlikte gülümsemiyordu. Suratımda donuk bir ifade varken, yansımamın gözlerindeki ifade bana ait değildi; tamamen yabancı, zeka dolu, soğuk ve hesaplı bir bakıştı bu. Yansımam, dudaklarını yavaşça oynatarak, banyoda yankılanmayan ama doğrudan zihnimin tam ortasında çınlayan o tanıdık paslı, parazitli sesle konuştu: "O yırtıktan geçip buraya dönenin gerçekten sen olduğunu mu sandın?"

Dehşet içinde gerileyip sırtımı fayans duvara çarparken, yansımam sağ elini aynanın yüzeyine içeriden usulca dayadı. Sert camın dokusu anında yumuşadı, dalgalandı ve mor ile hastalıklı sarı renklerde atan o iğrenç canlı deriye dönüştü. Aynanın içindeki odanın yansıması hızla değişiyor, evimin banyosu siyah camdan çarpık bir ormana dönüşüyordu. Gözlerim korkudan kararmaya ve bilincim kapanmaya başlarken en acı gerçeği anladım; kaçan ben değildim. Oraya hapsolan, kendi bedenini, anılarını ve hayatını o kozmik varlığa çığlıklar içinde teslim eden asıl bedenim o cehennemde kalmıştı. Dünyaya adım atan şey ise, o boyutta yüzsüzleşmiş, şekil değiştirmiş, benim anılarımı çalan o hastalıklı kopyadan ibaretti. Ve şimdi bizim dünyamız, o geometrik dehşetin ve onun binlerce yüzsüz kölesinin yeni oyun alanı, yeni hasat tarlası olacaktı.