Küçük Kaşif Milo ve Kayıp Yıldız - Bölüm 2

Bölüm 2: Yıldızla Tanışma

Milo elini yavaşça yıldıza doğru uzattığında, yıldızın yüzeyinden yayılan tatlı bir sıcaklık hissetti. Tıpkı kışın şöminenin yanına oturduğunda hissettiği türden, insanı güvende hissettiren bir sıcaklıktı bu. Parmaklarının ucuyla yıldıza dokunduğu anda, yıldız aniden iki büyük, gümüş rengi göz açtı. Gözlerinde korku ve şaşkınlık vardı. Küçük bir çan sesini andıran incecik, melodik bir sesle, "Burası neresi? Gökyüzüm nerede?" diye sordu. Milo şaşkınlıktan az kalsın geriye doğru düşecekti. Yıldızların konuşabildiğini hiç bilmiyordu!

Derin bir nefes alıp kendini toparlayan Milo, "Korkma," dedi yumuşak bir sesle. "Burası Dünya. Benim adım da Milo. Sen gökyüzünden düştün. Seni teleskopumla izlerken gördüm." Yıldız etrafına bakındı, devasa ağaçları ve karanlık ormanı görünce titremeye başladı. Işığı biraz daha solgunlaştı. "Benim adım Lumi," dedi hüzünlü bir sesle. "Gökyüzünde kardeşlerimle birlikte dans ediyorduk. O sırada büyük, huysuz bir kuyruklu yıldız yanımızdan o kadar hızlı geçti ki, onun rüzgarına kapıldım ve dengemi kaybedip buraya düştüm. Işığım... Işığım giderek sönüyor Milo. Eğer gökyüzüne geri dönemezsem tamamen söneceğim ve bir daha asla parlayamayacağım."

Milo’nun kalbi burkuldu. Gökyüzündeki o muhteşem parıltının bir daha geri gelmemek üzere yok olmasını izleyemezdi. "Sana yardım edeceğim Lumi!" dedi kararlı bir ses tonuyla. "Seni gökyüzüne geri göndermenin bir yolunu bulacağız." Lumi hafifçe gülümsedi ama gözlerindeki endişe geçmemişti. "Ama nasıl? Ben kendi başıma uçamam, sadece yerçekimsiz ortamda süzülebilirim." Milo düşündü. Çantasından çıkardığı kurabiyelerden birini ısırdı. Sonra aklına kasabanın efsaneleri geldi. Kasabanın arkasında yükselen ve bulutları delip geçen Bulutkıran Dağı! Efsaneye göre bu dağın zirvesi gökyüzüne o kadar yakındı ki, oradan elinizi uzatsanız yıldızlara dokunabilirdiniz.

"Bulutkıran Dağı'nın zirvesine gitmeliyiz," dedi Milo heyecanla. "Orası gökyüzüne en yakın yer. Belki oradan sıçrarsan yerçekiminden kurtulup ait olduğun yere dönebilirsin." Lumi’nin gözlerinde bir umut ışığı belirdi ve vücudundan hafif bir parlama yayıldı. "Bunu yapabilir misin Milo? Benim için o kadar yükseğe tırmanır mısın?" Milo başını salladı. Sırt çantasını dikkatlice açtı ve hırkasını çıkarıp içine yumuşak bir yatak yaptı. Lumi’yi nazikçe kucağına alıp çantanın içine yerleştirdi. Sadece yüzünün dışarıda kalmasını sağladı. "Yola çıkma vakti," dedi küçük kaşif. İkili, gecenin karanlığında Fısıldayan Orman'ın daha da derinliklerine doğru, dağın eteklerine ulaşmak için adımlarını hızlandırdı.