Zamanın Kalbindeki Gizli Şehir - Bölüm 3
Bölüm 3: Unutulmuş Mahzen’in Bilmecesi
Şehrin en altına indiklerinde, hava daha soğuk ve rutubetli bir hal aldı. Burası devasa demir sütunlarla desteklenmiş, sonu görünmeyen bir depoydu. Her yerde kırılmış saat camları, bükülmüş yaylar ve eski takvim yaprakları vardı. Tıkırtı, "İşte orada!" dedi. Mahzenin tam ortasında, üzerinde toz birikmiş kristal bir masa duruyordu. Masanın üzerinde gümüş bir yağ kutusu ve altından bir fırça parlıyordu. Ancak masanın önünde devasa, taştan yapılmış bir heykel duruyordu. Bu heykel, iki elinde dev birer kum saati tutan bir muhafızdı.
Aras yaklaştığında heykelin gözleri yavaşça açıldı. "Zamanı kurtarmak isteyen küçük fani," dedi heykel, sesi gök gürültüsü gibi yankılandı. "Ebedi Yağ’ı almak istiyorsan, bana zamanın en değerli olduğu anı söylemelisin. Eğer yanlış cevap verirsen, sonsuza kadar bir saat kadranına hapsolursun." Aras durup düşündü. Zaman ne zaman çok değerliydi? Ödev yaparken mi? Yoksa oyun oynarken mi? Aklına büyükbabasıyla geçirdiği o son pazar günü geldi. Sadece oturup kuşları izlemişlerdi ama o an hiç bitmesin istemişti.
"Zamanın en değerli olduğu an, 'Şimdi'dir," dedi Aras cesaretle. "Çünkü geçmiş çoktan bitti, gelecek ise henüz gelmedi. Elimizde olan tek şey, şu an içinde bulunduğumuz saniyedir." Heykelin ellerindeki kum saatleri birden ters döndü ve kumlar yukarı doğru akmaya başladı. Heykel yavaşça kenara çekildi. "Doğru bildin," dedi. "Çoğu insan ya dünü düşünerek üzülür ya da yarını bekleyerek yorulur. Oysa hayat, şu anın içindedir."
Aras gümüş kutuyu ve fırçayı aldı. Tam o sırada yer sarsılmaya başladı. Pas Lordu, onların varlığını hissetmişti. Mahzenin tavanından gri tozlar dökülüyordu. Tıkırtı, "Çabuk Aras, yukarı çıkmalıyız!" diye bağırdı. "Pas Lordu kuleyi tamamen sarmak üzere, zamanın kalbi teklemeye başladı!" Aras, elindeki kutuyu montunun içine sakladı ve hızla yukarı giden hareketli dişli kayışlardan birine tutundu. Dişliler o kadar yavaş dönüyordu ki, her an duracaklarmış gibi hissettiriyordu. Aras’ın tek şansı, bu yavaşlığı avantaja çevirip yukarı tırmanmaktı.