Zamanın Kalbindeki Gizli Şehir - Bölüm 4

Bölüm 4: Pas Lordu ile Yüzleşme

Ana Kule’nin tepesine ulaştıklarında, manzara korkunçtu. Devasa altın yelkovan artık hareket etmiyordu. Kulenin her yerini saran kapkara, yapışkan bir pas tabakası, mekanizmayı tamamen kilitlemişti. Kulenin tam ortasında, gri bir pelerine bürünmüş, yüzü olmayan bir gölge duruyordu: Pas Lordu. "Boşuna uğraşma çocuk," dedi Lord, sesi paslı bir metalin sürtünmesi gibi tırmalayıcıydı. "Zaman yoruldu. Her şey dursun ki kimse yaşlanmasın, kimse hata yapmasın. Durmuş bir saat, mükemmeldir."

Aras, Lord’un karşısına dikildi. "Durmuş bir saat doğruyu gösterebilir ama asla ilerleyemez," dedi. "İnsanlar hata yaparak öğrenir, yaşlanarak olgunlaşır. Zamanın akması, hayatın kendisidir." Pas Lordu öfkeyle elini salladı ve Aras’ın üzerine gri toz bulutları gönderdi. Aras, elindeki gümüş fırçayı kutuya daldırdı ve havaya doğru salladı. Fırçadan yayılan gümüş damlalar, karanlık bulutları delip geçti. Işık ve temizlik, pasın olduğu her yeri parlatmaya başladı.

Tıkırtı, Pas Lordu’nun dikkatini dağıtmak için etrafında hızla dönüyor, metalik sesler çıkarıyordu. Aras bu fırsatı değerlendirip dev yelkovanın dibine ulaştı. Fırçasını kullanarak paslı eklemleri yağlamaya başladı. Yağ dokunduğu her yeri anında parlatıyor, çarkların yeniden dönmesini sağlıyordu. Pas Lordu, "Hayır! Durdurun şunu!" diye bağırdı ama artık çok geçti. Aras, kulenin merkezindeki en büyük dişliye ulaştı ve cebindeki altın anahtarı oradaki deliğe soktu.

Anahtarı tüm gücüyle çevirdi. Önce derin bir gıcırtı duyuldu, ardından kulenin içinden muazzam bir "TİK-TAK" sesi yükseldi. Bu ses o kadar güçlüydü ki, Pas Lordu bu sarsıntıyla birlikte duman olup havaya karıştı. Şehrin her yerindeki paslar dökülmeye, Saatçikler yeniden uyanmaya başladı. Gökyüzündeki altın dişliler hızla dönmeye, bulutlar yeniden şekil almaya başladı. Zaman, yeniden özgür kalmıştı. Ancak Aras’ın yapması gereken son bir şey daha vardı: Ebedi Safir’i yerine yerleştirmek.